Skip Navigation Links
  • Dernek
  • Bültenler
  • Basın Bültenleri
  • 2010 Dünya Hipertansiyon Günü, 17 Mayıs 2010 / Basın Bülteni
  • Yaşam Tarzı Değişiklikleri
  • Yaşam Tarzı Değişiklikleri

    DÜNYA HİPERTANSİYON GÜNÜ
    17 MAYIS 2010
    DHG Basın Bülteni

    OBEZİTE
    Sanayileşmiş ülkelerde en sık ölüm nedeni kardiyovasküler hastalıklardır. Kardiyovasküler risk faktörleri iyi bilindiğinde, bu ölümlerin çoğu önlenebilmektedir. Obezite kardiyovasküler hastalıklar için bağımsız bir risk faktörü olmasının yanı sıra hipertansiyon gibi kardiyovasküler risk oluşturacak hastalıklara da yol açabilmektedir. Epidemiyolojik çalışmalar obezite ile kardiyovasküler risk faktörleri arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir  (1). 

    KARDİYOVASKÜLER RİSK FAKTÖRLERİ

    • Yaş (erkekler > 45, kadınlar >55 veya erken menapoz)
    • Ailede kalp hastalığı öyküsü
    • Sigara kullanımı
    • Yüksek kan basıncı (>140/90mmHg)
    • Hiperkolesterolemi (total kolesterol >200mg/dl, LDL [kötü kolesterol] >130mg/dl) ve düşük HDL (iyi kolesterol) <140mg/dl
    • Diabetes mellitus
    • Obezite
    • Stres
    • Aşırı alkol tüketimi
    • Fiziksel aktivite azlığı
    • Menopoz  

    Obezite nedir?
    Enerji alımı ve harcanması arasındaki dengesizlik sonucu vücuttaki yağ kitlesinin yağsız vücut kitlesine oranla artmasına obezite denir. Obezite kalp üzerinde yaratmış olduğu yapısal değişiklikler nedeni ile kardiyovasküler riski artırır. Obezite ve hipertansiyonun birlikte bulunması kalbin yapısı ve fonksiyonu üzerine olan etkinin çok daha şiddetli olmasına yol açar. Obezitenin saptanmasında en çok bilinen ve kullanılan yöntem Vücut Kitle İndeksi (VKİ) hesabıdır.

    VKİ=vücut ağırlığı (kg)/ (Boy)2  (m2 )

    18.5 - altı normalden az
    18.5-24.9 - sağlıklı
    25-29.9 - aşırı kilolu
    30-39.9 - obez
    40 ve üstü - morbid obez

    Örnek:
    Boy: 1.75m (175cm)
    Kilo: 81kg
    VKİ= 81/ (1.75 x 1.75)  = 26.44 à Aşırı kilolu birey

    Dünya Sağlık Örgütü (DSO) önerilerine göre; bel çevresi (cm) ölçümleri risk olarak değerlendirilebilmektedir.

    Risk Yüksek Risk
    Erkek > 94cm > 102 cm
    Kadın > 80 cm > 88 cm

    Bel/kalça oranı hesabı da kardiyovasküler risk belirteçlerinden birisidir. Bu oran erkelerde 1.0, kadınlarda 0.8’in üzerine çıkmamalıdır.  Bel/kalça oranı yüksek olan kadın ve erkeklerde hipertansiyon, ateroskleroz ve diyabet riskinin daha yüksek olduğu bilinmektedir.

    Obezite ve Hipertansiyon
    Hipertansiyona neden olan en önemli risk faktörlerinden bir tanesi obezitedir. VKİ 27kg/m2’ nin üzerinde olan aşırı kilolu bireylerin hipertansiyon risklerinin, aşırı kilolu olamayan bireylerden 3 kat daha yüksek olduğu çalışmalarda gösterilmiştir  (1).  

    Kilo Kaybının Kardiyovasküler Hastalıklar Üzerine Olumlu Etkileri
    Obez bireylerin ağırlıklarında %5-10 düzeyindeki azalma kan basıncında belirgin düşüş sağlamaktadır. Zayıflamanın Kan Basıncı üzerine etkisi bir tansiyon ilacının etkisine yakındır. Ağırlık kaybının bu kan basıncı düşürücü etkisi, kan hacmi ve kalbin ön yükünün azalması gibi hemodinamik etkiler aracılığıyla olabilir. Ağırlık kaybının kardiyovasküler hastalık ve ölüm oranları üzerinde olumlu etkileri olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir  (1).  

    Vücutta yağ kitlesi arttıkça hipertansiyon gözlenme olasılığı artar. Hipertansif hastaların yaklaşık 2/3’ünü obez bireyler oluşturmaktadır. Framingham verileri Hipertansif erkeklerin %70, kadınların %60’ından fazlasının obez olduğunu bildirmiştir. İdeal kilonun %20 üstü değerlerde ise hipertansiyon gözlenme olasılığı 8 kat artmaktadır  (2, 3). 

    4.5kg almakla sistolik KB erkeklerde 4.4 mmHg, kadınlarda 4.2 mmHg artar. Çocuk ve adölesanlarda da kilo alımı ile kan basıncı artışı arasında ilişki vardır.  Obezlerde kilo vererek vasküler ve metabolik bozuklukların azalacağı belirtilmiştir. 

    Obez hastalarda tıpkı diyabetiklerde olduğu gibi kan basıncı daha sıkı takip edilmelidir. Tedavi de komplike olmasa bile agresif davranılmalıdır.

    Obezlerde yaşam biçimi değiştirilmeli, dengeli ve düzenli beslenme programları ile hasta kilo vermeli, tuz kısıtlanmalı, fiziksel aktivite artırılmalıdır. 

    Yaklaşık 1 kg kayıpla sistolik kan basıncı 2-3mmHg, diyastolik kan basıncı 2 mmHg azalır. 6 ay zarfında 9-10 kilo kayıpla kan basıncı değerleri -26/-20 mmHg azalır (2). 

    Diyet yeterince potasyum, kalsiyum ve magnezyum içermelidir. Lifli gıdalardan zengin diyet kan basıncında -5mmHg, omega-3 yağ asidinin diyetlerde artırılması -5.5/-3.5mmHg kan basıncında azalmaya katkı sağlar.

    Durağan yaşam tarzında hipertansiyon gelişme riski %20-50 oranında artar. Fiziksel aktivitenin artırılması ile kan basıncında -5.7/-5.7mmHg azalma sağlanır  (2).  

    PatenT çalışmasındaki hasta popülasyonunun hipertansiyon ve risk faktörleri açısından yeniden değerlendirildiği HinT çalışmasında, Türkiye’de 4 yılda (2003-2007) BMI değerlerinde anlamlı derecede artış görülmüştür (p<0.001).

    Kadınlardaki ortalama BMI değeri erkeklerden daha yüksektir. Hipertansif bireylerde, normotansif olanlara kıyasla BMI değeri anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.001).

    Kiloya göre hipertansiyon görülme oranları;
    Normal (BMI<25) à %14,2
    Aşırı Kilolu (BMI 25-29) à %24.5
    Obez (BMI>29) à %37.8 olarak tespit edilmiştir.  
    Çalışmada Türkiye’deki obezite prevelansı %30.4’tür. Yaklaşık olarak erkeklerde 4 kg ve kadınlarda 3kg alınması hipertansiyon riskinde %21-30 artış ile ilişkilidir  (4). 

    FİZİKSEL AKTİVİTE
    Günümüzde toplumun fiziksel aktivite konusunda bilgi düzeyinin yetersiz olması, fiziksel aktivitenin sağlık için öneminin yeterince anlaşılamaması ve giderek daha hareketsiz bir yaşam tarzının benimsenmesi, toplumda hipertansiyon gibi kronik hastalıkların görülme sıklığını artıran önemli nedenlerden biri olmuştur. Fiziksel aktivite sadece spor olarak değil günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerin enerji kullanarak kalp ve solunum hızını artıran aktiviteler olarak ta tanımlanabilir. Spor aktivitelerinin yanı sıra oyun ve gün içinde yapılan çeşitli aktiviteler de fiziksel aktivite olarak kabul edilmektedir. Fiziksel aktivite her yaşta sağlığa yararlıdır.

    Egzersiz ve Yüksek Tansiyon
    Kan basıncı ilaçlar ile kontrol altına alındıktan sonra, egzersiz programına başlanabilir.

    Düzenli Egzersizin Faydaları

    • İlaç tedavisini destekler
    • Kalp hastalığı ve diğer kronik hastalıklara yakalanma riskini azaltır
    • Kişiyi enerjik kılar, stresi azaltır
    • Kilo vermeye yardımcı olur
    • Kas ve kemikleri güçlendirir
    • Yaşam kalitesini artırır
    • Düzenli egzersiz kan basıncını azaltır. Araştırmacılar düzenli egzersizin hafif ve orta derecede hipertansiyonda kan basıncını ortalama 10mmHg düşürdüğünü göstermektedir. Uzun dönemde sağlanacak faydalar daha fazladır.
    • Orta yoğunluktaki egzersiz, ağır yoğunluktaki egzersize göre kan basıncını daha etkin düzeyde düşürdüğü çalışmalarda gösterilmiştir.
    • Egzersiz yapmaya başlamadan önce risk analizi yapılmalı.
    • Önce 10-15dk ısınma egzersizleri yapılmalı
    • Isınma ve soğuma sırasında esneklik egzersizleri yapılmalı
    • Egzersiz yapılırken kalp atım hızı izlenmelidir.
    • Egzersizin sonunda aktivite düzeyi kademeli olarak azaltılmalıdır.

    Merdiven çıkma, yürüyüş, hafif koşu, bisiklete binme ve yüzme kalp hızı ve nefes alış verişini hızlandıran aerobik aktivitelere örnektir.

    Uzun süre (günde en az 1 saat) uygun ayakkabılarla, hızlı adımlar ile yürüyüş önerilmektedir. Yürüyüş bacaklarda kan dolaşımını artırır ve kalp kasını kuvvetlendirir.
    Koşu ve yüzme egzersizlerine dereceli olarak başlamak gerekir. 40 yaş üzeri bireyler bu sporları fizyoterapist değerlendirmesinde uygulamalıdırlar. 
    Aerobik egzersizler haftanın birçok gününde en az 30 dakika uygulanmalıdır. Bir sefere bu

    SAĞLIKLI BESLENME ( TUZDAN UZAK, SEBZE-MEYVE AĞIRLIKLI)
    Son yıllarda yapılan pek çok çalışmada kısa dönemde diyet, tuz ve hipertansiyon arasındaki ilişkiyi, uzun dönemde de bunlarla mortalite arasındaki ilişki incelenmiştir. Yüksek kan basıncından korunmada veya tedavisinde ilk basamak yaşam şekli değişikliğidir. 

    Yapılan klinik çalışmalarda sodyum alımı ile hipertansiyon, kardiyovasküler mortalite ve morbidite arasında ilişki bulunmaktadır  (7).

    Normotansif bireylerin %25’inde ve hipertansif hastaların pek çoğunda tuza duyarlı kan basıncı değişikliği gözlenmiştir. Normotansif olup, tuza duyarlı kan basıncı değişikliğine sahip bireylerde hipertansiyon gelişme riski daha fazladır  (8). 
    Günlük ortalama tüketilmesi önerilen tuz miktarı 6 gr iken, Türkiye’de tuz tüketimi bu değerin 3 katı olarak tespit edilmiş (9, 10). 

    Sodyum alımını azaltmak inme ve kalp krizine karşı koruyucu etki göstermektedir (7). 

    Yaşlı bireylerde yapılan çalışmada diyette tuz kısıtlaması anlamlı kan basıncı değeri düşüşleri ile ilişkilidir. 

    Yapılan başka bir çalışmada (DASH diyeti) meyve sebze ağırlıklı ve düşük yağ içerikli diyet takip eden bireylerde* kan basıncı değerleri daha düşük bulunmuştur. Diyette potasyum, magnezyum ve kalsiyum alımı artırıldığında kan basıncı düşüşleri gözlenmektedir. Meyve-sebze ağırlıklı, düşük yağ içerikli ve tuzu kısıtlanmış diyet ile kan basıncında kademeli düşüşler elde edilmiştir. 

    Tuz alımının kısıtlanması, sebze ve meyve tüketiminin artırılması düşük yağ içerikli beslenme her hangi bir yan etkiye neden olmadan etkili bir şekilde kan basıncı düşüşü sağlar (8).

    *Evre 1 hipertansiyon hastaları

    Kardiyovasküler Hastalıklardan Korunmada Beslenme

    • Beslenmenizde yağı azaltın. Toplam yağ tüketimi enerjinin %30’unu geçmemelidir.
    • Öğünlerdeki doymuş yağları azaltın. Doymuş yağlar kan kolesterol düzeylerini yükselten en önemli beslenme faktörüdür. Doymuş yağ tüketimi günlük toplam yağ tüketiminin üçte birini geçmemeli.
    • Besinlerinizde doymamış yağları tercih edin.
    • Daha fazla meyve ve sebze tüketin
    • İdeal vücut ağırlığınızı koruyun
    • Fiziksel aktivitenizi artırın. Kalp sağlığı için düzenli ve orta düzeyde aktivite önemlidir. Aktif yaşam kan basıncını düşürür, stresi kontrol etmeye yardımcı olur, vücut ağırlığının kontrol altına alınmasını sağlar.
    • En az günlük 30 dakika orta şiddette egzersiz (yürüyüş, hafif koşu, yüzme vb.) kalp sağlığının korunmasında önemlidir.
    • Beslenme özellikleri kan basıncı düzensizliklerinde etkilidir. Sodyum (tuz), kalsiyum, potasyum, magnezyum, yağlar ve alkol en önemlileridir.
    • Sigarayı bırakın, alkol tüketimini azaltın
    • Stresten uzak durun
    • Tuz tüketimini minimuma indirin
    • Gıda ürünlerinin ambalajlarındaki sodyum içeriklerine dikkat edin

    Sodyum: Sodyum yeterli/normal miktarda alındığında sağlık için gereklidir. Fazla miktarda alınması kan basıncının yükselmesine neden olur. Diyette sodyumun en önemli kaynağı sofra tuzu ve işlenmiş gıdalardır.  Sofra tuzu içerisinde bulunan klorür sodyumun etkisini artırmaktadır. 
    Kalsiyum: Kalsiyum tüketiminin yetersizliği hipertansiyon riskini artırmaktadır.
    Potasyum: potasyumdan zengin besinlerin tüketiminin artırılması hipertansiyonun kontrol altına alınmasına yardımcı olur (1).

    Bazı Besinlerin 100 Gramındaki Sodyum Miktarı

    KAYNAKÇA

    • Obezite ve Kardiyovasküler Hastalıklar/Hipertansiyon. Yrd.Doç. Gülhan Samur. Ankara, Şubat 2008 Sağlık Bakanlığı Yayın No:729.
    • Kaya A. Turkish Journal of Endocrinology and Metabolism 2003;(suppl 2):13-21.
    • Hatemi H. Türkiye Klinikleri J Int Med Sci. 2006;2(20):1-3.
    • Arici M et al. J Hypertens 2010;28:240-44
    • Hipertansiyon ve Egzersiz. Sağlam M. Şubat 2008 Ankara S.B. yayın no:730
    • www.acefitness.org/FITFACTS/pafs/fitfacts/itemd_110.pdf
    • Alderman MH. Hypertension 2000;36:890-93
    • A Dash Of Salt And Tone: Recent Trials Providing New İnsights İnto The Diet-Blood Pressure-HealthLink.www.worldhypertensionleague.org/Pages/Professionals/salt.aspx
    • Aylin Ayaz Dr,Dyt. Tuz Tüketimi ve Sağlık. Sağlık Bakanlığı 2008 Şubat; Yayın No:727.8,24(8):2303-11
    • SALTurk Çalışması Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği 2008.
    Türk Kardiyoloji Derneği olarak destek verdiğimiz projeler