[Türkçe]

Turkish Society of Cardiology Young Cardiologists Bulletin Year: 9 Number: 1 / 2026


Turkish Society of Cardiology
Young Cardiologists
President
Dr. Muzaffer Değertekin

Coordinator for the
Board of Directors

Dr. Ertuğrul Okuyan

Coordinator for the
Board of Directors

Dr. Can Yücel Karabay

Members
Dr. Adem Aktan
Dr. Gülşah Aktüre
Dr. Bayram Arslan
Dr. İnanç Artaç
Dr. Ahmet Oğuz Aslan
Dr. Görkem Ayhan
Dr. Ahmet Anıl Başkurt
Dr. Özkan Bekler
Dr. Oğuzhan Birdal
Dr. Yusuf Bozkurt Şahin
Dr. Serkan Bulgurluoğlu
Dr. Ümit Bulut
Dr. Veysi Can
Dr. Mustafa Candemir
Dr. Murat Çap
Dr. Göksel Çinier
Dr. Ali Çoner
Dr. Yusuf Demir
Dr. Ömer Furkan Demir
Dr. Murat Demirci
Dr. Ayşe İrem Demirtola Mammadli
Dr. Süleyman Çağan Efe
Dr. Mehmet Akif Erdöl
Dr. Kubilay Erselcan
Dr. Kerim Esenboğa
Dr. Duygu Genç
Dr. Kemal Göçer
Dr. Elif Güçlü
Dr. Arda Güler
Dr. Duygu İnan
Dr. Hasan Burak İşleyen
Dr. Muzaffer Kahyaoğlu
Dr. Sedat Kalkan
Dr. Yücel Kanal
Dr. Özkan Karaca
Dr. Ahmet Karaduman
Dr. Mustafa Karanfil
Dr. Ayhan Kol
Dr. Fatma Köksal
Dr. Mevlüt Serdar Kuyumcu
Dr. Yunus Emre Özbebek
Dr. Ahmet Özderya
Dr. Yasin Özen
Dr. Ayşenur Özkaya İbiş
Dr. Çağlar Özmen
Dr. Selvi Öztaş
Dr. Hasan Sarı
Dr. Serkan Sivri
Dr. Ali Uğur Soysal
Dr. Hüseyin Tezcan
Dr. Nazlı Turan
Dr. Berat Uğuz
Dr. Örsan Deniz Urgun
Dr. İdris Yakut
Dr. Mustafa Yenerçağ
Dr. Mehmet Fatih Yılmaz
Dr. Yakup Yiğit
Dr. Mehmet Murat Yiğitbaşı


 



1--38

Redo-surgery versus transcatheter valve-in-valve for mitral bioprosthetic dysfunction: The SURVIV trialTürk Kardiyoloji Derneði Genç Kardiyologlar Bülteni - Redo-surgery versus transcatheter valve-in-valve for mitral bioprosthetic dysfunction: The SURVIV trial (Dr. Samet Yılmaz)

Dr. Samet Yılmaz

SURViV Trial

SURViV Çalışması; Mitral biyoprotez kapak disfonksiyonunda transkateter valve-in-valve (mViV) ile redo mitral kapak replasmanının (rMVR) karşılaştırılması

Çalışmanın Amacı

Mitral biyoprotez kapakların zamanla dejenerasyonu sonrası gelişen kapak disfonksiyonunda, redo cerrahinin hâlâ standart yaklaşım olup olmadığı sorgulanmaktadır. Bu çalışmada, transkateter mitral valve-in-valve (mViV) tedavisinin cerrahi ile karşılaştırıldığında klinik sonuçlar açısından ne ölçüde alternatif olabileceği araştırılmıştır.

Metodoloji

SURViV çalışması, Brezilya’da yüksek hacimli yedi merkezde yürütülen, araştırmacılar tarafından planlanmış ve randomize olarak tasarlanmış bir çalışmadır.

Toplam 150 hasta (ortalama yaş 58 yıl, %72 kadın), Heart Team değerlendirmesi sonrasında hem redo cerrahi hem de mViV için uygun kabul edilerek 1:1 oranında randomize edilmiştir.

Hasta popülasyonu dikkat çekicidir; hastaların yaklaşık %70’inde pulmoner hipertansiyon, %50’sinde atriyal fibrilasyon bulunmakta olup önemli bir kısmı romatizmal kökenli hastalardan oluşmaktadır. Bu yönüyle çalışma, özellikle gelişmekte olan ülkelerde karşılaşılan hasta profilini yansıtmaktadır.

Risk değerlendirmesinde klasik skorlar yerine Heart Team yaklaşımının tercih edilmesi, çalışmayı gerçek yaşam pratiğine yaklaştırmakla birlikte metodolojik açıdan tartışılabilecek bir tercih olarak değerlendirilebilir.

Primer sonlanım noktası, bir yıl içinde tüm nedenlere bağlı ölüm veya disabiliteye yol açan inme olarak belirlenmiştir.

Temel Bulgular

Bir yıllık takipte primer sonlanım, redo cerrahi grubunda %20.8, mViV grubunda ise %5.3 olarak saptanmış ve bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (HR 0.23; %95 GA 0.07–0.68; p=0.005).

Bu farkın esas olarak erken dönem olaylardan kaynaklandığı görülmektedir. Kaplan-Meier eğrileri incelendiğinde, eğrilerin erken dönemde ayrıştığı ve sonrasında paralel seyrettiği görülmektedir.

İlk 30 günlük sonuçlara bakıldığında cerrahi grubunda kardiyovasküler mortalitenin %12.5 olduğu, mViV grubunda ise ölüm gözlenmediği dikkat çekmektedir (p=0.001). Benzer şekilde inme oranı cerrahi grubunda %8.3 iken mViV grubunda %0 olarak saptanmıştır (p=0.012).

Erken dönemde akut böbrek hasarı (%15.3 vs. %0; p<0.001) ve majör kanama (%11.1 vs. %1.3; p=0.016) oranlarının da cerrahi grubunda belirgin şekilde daha yüksek olduğu görülmektedir. Hastanede kalış süresi de mViV lehine anlamlı olarak daha kısadır (4 gün vs. 14 gün; p<0.001).

Bununla birlikte bir yıllık sonuçlara daha bütüncül bakıldığında bazı dengeleyici noktalar ortaya çıkmaktadır. Kardiyak nedenlere bağlı rehospitalizasyon oranı mViV grubunda daha yüksek bulunmuştur (%16 vs. %2.8; p=0.02).

Kapak hemodinamiği açısından ise cerrahi grubunun avantajlı olduğu görülmektedir. On ikinci ayda ortalama mitral gradient mViV grubunda 6.7 mmHg, cerrahi grubunda 5.4 mmHg olarak saptanmıştır (p=0.007). Benzer şekilde kapak alanı cerrahi grubunda daha geniştir (1.8 cm² vs 1.4 cm²; p=0.003).

Fonksiyonel kapasite ve yaşam kalitesi açısından her iki grupta da belirgin iyileşme izlenmiş, ancak gruplar arasında anlamlı fark saptanmamıştır.

Alt grup analizlerinde ise mViV lehine erken dönem avantajın yaş, cinsiyet, cerrahi risk, LVEF ve pulmoner hipertansiyon gibi değişkenlerden bağımsız olarak benzer şekilde devam ettiği görülmektedir.

Klinik Pratiğe Katkısı

SURViV çalışması, mitral biyoprotez yetmezliğinde tedavi yaklaşımının artık daha nüanslı bir şekilde ele alınması gerektiğini göstermektedir.

mViV, özellikle erken dönemde daha düşük mortalite ve komplikasyon oranları ile öne çıkarken, cerrahi daha iyi kapak hemodinamiği ile uzun dönem açısından avantajlı görünmektedir. Bu durum, iki yaklaşımın birbirine alternatif olmaktan ziyade, farklı hasta profillerinde öne çıkan tamamlayıcı stratejiler olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşündürmektedir.

Elde edilen farkın büyük ölçüde işlemle ilişkili erken dönem risk farkından kaynaklanması, mViV’in uzun dönem stratejik üstünlüğünden ziyade daha düşük prosedürel yük ile ilişkili olduğunu düşündürmektedir.

Çalışmada mViV ile ilişkili önemli komplikasyonlardan biri olan neo-LVOT obstrüksiyonunun belirgin şekilde öne çıkmaması, dikkatli hasta seçiminin ve deneyimli merkezlerin rolünü destekler niteliktedir. Buna karşılık, mViV grubunda daha yüksek rehospitalizasyon oranı ve artan gradient değerleri, özellikle leaflet trombozu ve uzun dönem dayanıklılık konularında dikkatli olunması gerektiğini göstermektedir.

Sonuç olarak bu çalışma, tek bir tedavi yönteminin üstünlüğünden ziyade, hasta bazlı karar vermenin önemini vurgulamaktadır. Bununla birlikte çalışmanın yalnızca 1 yıllık sonuçları içermesi, özellikle kapak dayanıklılığı açısından önemli bir sınırlılık oluşturmaktadır. Araştırmacıların 10 yıla kadar uzanan takip planı, mViV yaklaşımının uzun dönem performansı ve redo cerrahi ile karşılaştırmalı etkinliği açısından belirleyici olacaktır. Özellikle mitral pozisyonda daha yüksek gradyanlar ve daha küçük efektif kapak alanı göz önüne alındığında, uzun dönem sonuçlar tedavi stratejisinin şekillenmesinde kritik rol oynayacaktır.

Güncel klinik pratikte artık asıl soru:

“Cerrahi mi yoksa perkütan mı?” değil,

“Bu hastada hangi yaklaşım, hangi sırayla uygulanmalı?” sorusudur.

Kaynaklar

  1. Siqueira DA, et al. Redo-SURgery vs Transcatheter Valve-in-Valve for Mitral Bioprosthetic Dysfunction (SURViV Trial). ACC.26 Late-Breaking Clinical Trial Presentation, 2026.
  2. Siqueira DA, et al. SURViV Trial: Rationale and Design. EuroIntervention, 2026.


1--38

 2026 © Turkish Society of Cardiology.