|
![]() |
| Türk Kardiyoloji Derneği Koruyucu Kardiyoloji ve Ateroskleroz Çalışma Grubu Elektronik Bülteni Yıl: 2 Sayı: 2 / 2026 |
|
Çocuk ve Adolesanlarda Ailesel Hiperkolesterolemi: 2026 EAS Uzlaşı Raporunun Klinik Pratiğe Yansımaları Doç. Dr. Zehra Erkal SBÜ Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Giriş Ailesel hiperkolesterolemi (AH), yaşam boyu yüksek düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL-K) düzeyleri ile karakterize, en sık görülen monogenik hastalıklardan biridir. Heterozigot ailesel hiperkolesterolemi (HeFH) yaklaşık her 300 kişiden birini etkilerken, homozigot form (HoFH) yaklaşık 1/300.000 sıklığında görülmektedir. Erken dönemde tanı konulmadığında bireyler prematür aterosklerotik kardiyovasküler hastalık (ASKVH), miyokard enfarktüsü ve erken mortalite açısından belirgin risk altındadır. Özellikle HoFH olgularında çocukluk veya adolesan dönemde ciddi koroner ve aortik komplikasyonlar gelişebilmektedir. 2026 yılında yayımlanan Avrupa Ateroskleroz Derneği (EAS) uzlaşı raporu, çocuk ve adolesanlarda AH yönetiminde önemli paradigma değişiklikleri önermekte; erken tanı, daha agresif LDL-K hedefleri ve daha erken farmakolojik müdahalenin önemini vurgulamaktadır. 2026 EAS Uzlaşı Belgesinde Neler Değişti? 2026 uzlaşı raporunun temel yaklaşımı, yalnızca LDL-K düzeyini değil, kümülatif LDL-K maruziyetini azaltmaya odaklanmasıdır. Önceki önerilere kıyasla üç temel değişiklik dikkat çekmektedir: tanı duyarlılığını artıran yeni tanı kriterleri, farmakolojik tedaviye daha erken yaşta başlanması ve daha düşük LDL-K hedeflerinin benimsenmesi. Ayrıca yeni lipid düşürücü tedavilerin çocukluk çağında kullanımına ilişkin veriler doğrultusunda güncellenmiş tedavi algoritmaları sunulmuştur. Uzlaşı belgesi, özellikle çocukluk çağında erken müdahalenin ileriki yaşamda kardiyovasküler olay yükünü anlamlı biçimde azaltabileceğini vurgulamaktadır. Tanı Yaklaşımında Yeni Dönem Genetik testler tanı sürecinin merkezine yerleştirilmiştir. LDLR, APOB ve PCSK9 başta olmak üzere ilgili genlerin yeni nesil dizileme yöntemleriyle değerlendirilmesi önerilmektedir. Genetik doğrulama yalnızca tanının kesinleşmesini sağlamakla kalmamakta, aynı zamanda aile taramasını kolaylaştırmakta ve tedaviye uyumu artırmaktadır. Tarama Stratejileri ve Erken Tanının Önemi EAS, tüm ülkelerin pediatrik bir AH tarama programı oluşturmasını güçlü şekilde önermektedir. Bunun temel gerekçesi, Avrupa’da yaklaşık 500.000 çocuğun AH ile yaşadığı, ancak bunların %10’dan azının tanı alabildiğinin gösterilmiş olmasıdır. Çocukluk çağında tanı konulması yalnızca etkilenen bireyin değil, aynı zamanda aile bireylerinin de kaskad tarama yoluyla erken tanınmasını sağlamaktadır. Kümülatif LDL-K Yükü: Yeni Paradigma 2026 uzlaşı raporunun belki de en önemli kavramsal değişimi “kümülatif LDL-K yükü” yaklaşımıdır. Kardiyovasküler risk yalnızca belirli bir zamandaki LDL-K düzeyi ile değil, yıllar boyunca maruz kalınan toplam LDL-K yükü ile ilişkilidir. Bu nedenle çocukluk çağında erken tedavi, ileri yaşlarda aterosklerotik olayları önlemede kritik önem taşımaktadır. Raporda verilen modele göre, tedavi edilmeyen HeFH bireylerinde aterosklerotik olay riskini iki kat artıran LDL maruziyet eşiğine yaklaşık 33 yaşında ulaşılmaktadır. Buna karşılık statin tedavisine 18 yaşında başlanması bu süreyi yaklaşık 50 yaşına taşırken, 6 yaşında başlanması olay gelişim zamanını yaklaşık 60 yaşına geciktirebilmektedir. Dolayısıyla temel hedef yalnızca “daha düşük LDL” değil, aynı zamanda “daha erken ve daha uzun süre tedavi” yaklaşımıdır. LDL-K Hedefleri ve Tedavi Başlama Yaşı 2026 EAS önerileri, önceki kılavuzlara kıyasla daha agresif LDL-K hedefleri önermektedir. Farmakolojik tedavinin ideal olarak 6 yaşından itibaren, en geç puberte öncesinde başlatılması önerilmektedir. Bu yaklaşım, erken aterosklerotik değişikliklerin çocukluk döneminde başlayabildiğini gösteren verilerle desteklenmektedir. Yeni LDL-K hedefleri yaşa göre düzenlenmiştir:
Özellikle yüksek Lp(a) düzeyleri [?250 nmol/L (120 mg/dL)] önemli bir risk artırıcı olarak değerlendirilmekte ve LDL hedeflerinin daha erken yaşta sıkılaştırılmasını gerektirmektedir. Yaşam Tarzı Düzenlemeleri ve Farmakolojik Tedavi Yaşam tarzı değişiklikleri tüm çocuklarda tedavinin temelini oluşturmaktadır. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, obeziteden kaçınma ve özellikle sigara kullanımının önlenmesi güçlü şekilde önerilmektedir. Ancak yalnızca yaşam tarzı değişikliklerinin çoğu olguda LDL-K hedeflerine ulaşmak için yeterli olmadığı vurgulanmaktadır. Statinler halen ilk basamak tedavidir ve rosuvastatin veya atorvastatin gibi yüksek potent statinlerin tercih edilmesi önerilmektedir. Çocukluk çağında başlanan statin tedavisinin erişkin dönemde kardiyovasküler olay riskini genel popülasyon düzeyine yaklaştırabildiği gösterilmiştir. Statin tedavisi yetersiz kaldığında ezetimib eklenebilir. LDL-K düzeylerinin hedefe uzak olduğu olgularda ise PCSK9 inhibitörleri (alirocumab, evolocumab) önemli seçenekler olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca inclisiran gibi yeni ajanların pediatrik çalışmaları devam etmektedir. Temel hedef, mümkün olduğunca iki ilaçla LDL hedeflerine ulaşmak ve tedavi uyumunu korumaktır. Sonuç 2026 EAS uzlaşı raporu, çocuk ve adolesanlarda ailesel hiperkolesterolemi yönetiminde önemli bir paradigma değişimini temsil etmektedir. Yeni yaklaşımın merkezinde daha erken tanı, genetik doğrulama, pediatrik tarama programlarının yaygınlaştırılması ve kümülatif LDL-K maruziyetinin azaltılması yer almaktadır. Özellikle farmakolojik tedavinin 6 yaşından itibaren düşünülmesi ve daha düşük LDL-K hedeflerinin benimsenmesi, gelecekte prematür aterosklerotik kardiyovasküler hastalık yükünün azaltılmasında kritik rol oynayabilir. Klinik uygulamada temel mesaj; çocukluk çağında başlayan etkili lipid düşürücü tedavinin yalnızca LDL düzeyini düşürmekle kalmayıp yaşam beklentisini normalize etme potansiyeline sahip olduğudur. Kaynak
|
| 2026 © Bu sitenin tüm hakları Türk Kardiyoloji Derneğine aittir. |