|
![]() |
| Kalp Yetersizliği Elektronik Haber Bülteni Yıl: 18 Sayı: 4 / 2026 |
Geçmiş anket sonuçları Bülten İstek Formu |
Dr. Kübra Korkmaz FINO-HF: Düşük Ejeksiyon Fraksiyonlu Kalp Yetersizliğinde Finerenon ve Spironolaktonun Randomize Karşılaştırması The FINO-HF Trial: A Randomised Comparison of Finerenone versus Spironolactone in Patients with Heart Failure with Reduced Ejection Fraction - Biomarker and Clinical Outcomes Dr. Kübra Korkmaz Giriş Düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (DEF-KY), kılavuz temelli medikal tedavideki gelişmelere rağmen yüksek morbidite, tekrarlayan hastane yatışları ve kardiyovasküler mortalite ile seyreden önemli bir hastalıktır. Mineralokortikoid reseptör antagonistleri (MRA), DEF-KY'de morbidite ve mortaliteyi azaltan temel tedavi bileşenlerinden biridir. Çalışmanın Amacı Çalışmada DEF-KY hastalarında finerenon ile spironolaktonun 3 aylık takipte klinik etkinlik, NT-proBNP yanıtı ve güvenlilik açısından doğrudan karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışma Dizaynı FINO-HF; tek merkezli, randomize, açık etiketli bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Çalışmaya kronik DEF-KY tanısı bulunan toplam 500 hasta dahil edilmiştir. Dahil edilen hastalarda sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (LVEF) ?%40 ve fonksiyonel kapasite NYHA sınıf II-III olarak belirlenmiştir. Tüm hastalar çalışma öncesinde ACE inhibitörü/ARB/ARNI ve beta-blokerleri içeren stabil, kılavuz temelli medikal tedavi almaktaydı. Bulgular Demografik özellikler açısından iki tedavi grubu iyi dengelenmiştir. Çalışma popülasyonunun ortalama yaşı yaklaşık 68 yıl, hastaların %74'ü erkek ve ortalama LVEF yaklaşık %33 olarak saptanmıştır. Başlangıç ortalama NT-proBNP düzeyi yaklaşık 1850 pg/mL idi. Gruplar arasında yaş, cinsiyet, LVEF, NYHA sınıfı, renal fonksiyon, diyabet, hipertansiyon, atriyal fibrilasyon ve başlangıçtaki kılavuz temelli tedaviler açısından anlamlı farklılık bulunmamıştır. Tablo 1. Hastaların Demografik Özellikleri
Tablo 2: Primer ve Klinik Sonlanımlar
Tablo 3: Güvenlilik Sonlanımları
Tartışma FINO-HF çalışması, kronik DEF-KY hastalarında non-steroidal MRA finerenon ile steroidal MRA spironolaktonu doğrudan karşılaştırması açısından önem taşımaktadır. Üç aylık takip sonunda finerenon, kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatış veya kardiyovasküler ölümden oluşan primer bileşik sonlanım noktasında spironolaktona kıyasla anlamlı azalma sağlamıştır. Kalp yetersizliği yatışları ve kardiyovasküler mortalitenin ayrı ayrı değerlendirilmesinde de finerenon lehine sonuçlar elde edilmesi, tedavinin biyobelirteç düzeyindeki etkilerinin yanı sıra klinik sonlanımlar üzerinde de potansiyel yarar sağlayabileceğini düşündürmektedir. Bu bulgulara NT-proBNP düzeylerindeki daha belirgin azalma eşlik etmiştir. Üçüncü ayda medyan NT-proBNP azalması finerenon grubunda %43, spironolakton grubunda ise %31 olarak saptanmıştır. DEF-KY'de hemodinamik stres ve prognozla ilişkili önemli bir biyobelirteç olan NT-proBNP'deki bu farklılık, klinik sonlanımlarda gözlenen sonuçlarla aynı yönde olması açısından dikkat çekicidir. Finerenonun öne çıktığı bir diğer alan güvenlilik profilidir. MRA kullanımını sınırlayan başlıca sorunlardan biri olan hiperkalemi, finerenon grubunda spironolakton grubunun yaklaşık yarısı oranında görülmüştür. Benzer şekilde böbrek fonksiyonlarında kötüleşme ve advers olay nedeniyle tedavinin kesilmesi finerenon ile daha düşük oranlarda izlenmiştir. Jinekomasti insidansının spironolakton grubunda %8,1 iken finerenon grubunda yalnızca %0,6 olması ise finerenonun non-steroidal ve daha selektif farmakolojik yapısıyla uyumlu olup, özellikle hormonal yan etkiler nedeniyle spironolaktonu tolere edemeyen hastalar açısından klinik önem taşıyabilir. Bununla birlikte, çalışma sonuçları bazı önemli kısıtlılıklar çerçevesinde değerlendirilmelidir. Tek merkezli ve açık etiketli tasarım, üç aylık kısa takip süresi ve 2:1 randomizasyon sonuçların genellenebilirliğini sınırlamaktadır. Özellikle kardiyovasküler mortalite gibi güçlü klinik sonlanımlarda kısa sürede gözlenen farklılıkların daha geniş hasta popülasyonlarını içeren, çok merkezli ve uzun dönemli randomize çalışmalarla doğrulanması gerekmektedir. Ayrıca çalışma özetinde ayrıntılı dışlama kriterleri ve körlenmiş sonlanım değerlendirmesine ilişkin yeterli bilgi bulunmaması, metodolojik açıdan daha kapsamlı bir değerlendirme yapılmasını kısıtlamaktadır. Klinik Yorum FINO-HF çalışmasının klinik açıdan en önemli yönü, DEF-KY'de uzun yıllardır kullanılan spironolakton ile yeni nesil non-steroidal MRA finerenonu doğrudan karşılaştırmasıdır. Çalışmanın sonuçları finerenonun yalnızca daha iyi tolere edilen bir alternatif olabileceğini değil, aynı zamanda klinik olayların azaltılması ve nörohormonal yükün baskılanması açısından spironolaktona göre ek yarar sağlayabileceğini düşündürmektedir. Günlük pratikte MRA tedavisinin kullanımını sınırlayan temel sorunlar hiperkalemi, renal fonksiyonlarda kötüleşme ve spironolaktona özgü hormonal yan etkilerdir. FINO-HF'de bu advers olayların tamamının finerenon grubunda daha düşük bulunması özellikle hiperkalemi veya renal tolerabilite nedeniyle spironolakton tedavisinin başlanamadığı, hedef doza çıkarılamadığı ya da kesilmek zorunda kalındığı hastalarda finerenonun önemli bir seçenek olabileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte çalışmanın kısa takip süresi nedeniyle sonuçlar mevcut HFrEF tedavi algoritmasını tek başına değiştirecek kesin kanıt olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle finerenonun spironolakton veya diğer steroidal MRA'ların yerine rutin olarak tercih edilip edilmemesi konusunda uzun dönem mortalite ve kalp yetersizliği yatışlarını değerlendiren daha büyük randomize çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu nedenle FINO-HF'nin temel klinik mesajı, DEF-KY'de mineralokortikoid reseptör antagonizmasının yalnızca sınıf etkisi üzerinden değerlendirilmemesi; farklı MRA'ların etkinlik, renal güvenlilik, hiperkalemi ve hormonal yan etkiler açısından birbirinden ayrışabileceğinin göz önünde bulundurulması gerektiği şeklinde yorumlanabilir. |
| 2008 - 2026 © Bu sitenin tüm hakları Türk Kardiyoloji Derneğine aittir. |