|
Kalp Yetersizliği Birliği
Yönetim Kurulu
Başkan:
Dr. Hakkı Kaya
Başkan Yardımcısı:
Dr. Selda Murat
Y.K. adına Koordinatör:
Dr. Ahmet Çelik
Üyeler
Dr. Anıl Şahin
Dr. Can Ramazan Öncel
Dr. İnci Tuğçe Çöllüoğlu
Dr. Nihan Kahya Eren
Dr. Sevgi Özcan
İleri Evre Kalp Yetersizliği, Kalp Nakli ve Mekanik Destek Sistemleri Alt Grubu
Üyeler:
Dr. Emre Demir
Dr. İbrahim Oğuz Karaca
Dr. Şeyda Günay Polatkan
Kardiyomiyopatiler Alt Grubu
Üyeler:
Dr. Cihan Öztürk
Dr. Seçkin Dereli
Dr. Senem Has Hasırcı
|
|
Geçmiş anket sonuçları
Bülten İstek Formu
|
  KY Bülteni - Kronik kalp yetersizliği olan bireylerin hastalık yönetimine ilişkin inanç ve uyumları (Dr.Sıdıka OĞUZ)Kronik kalp yetersizliği olan bireylerin hastalık yönetimine ilişkin inanç ve uyumları
Dr.Sıdıka OĞUZ | Dr.Sıdıka OĞUZ, Kronik kalp yetersizliği olan bireylerin hastalık yönetimine ilişkin inanç ve uyumları ile ilgili sorularımızı yanıtladı. |
Soru: Kronik kalp yetersizliğinin (KKY) yönetiminde hemşirenin rolü nelerdir?
Hemşire; KKY’nin
yönetiminde, fiziksel kondüsyon, tıbbi tedavi ve bakımın yanı sıra, hastanın yaşam
tarzını da değerlendirir. Bireyin, yaşı, mesleği, kişiliği, aile ortamı, motivasyonu,
tedavi ve bakımda işbirliği isteğini ve yanıtını göz önünde bulundurur. KKY’inde
bakımın amacı, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak olmalıdır. Aynı zamanda farmakolojik
tedavi, diyet ve egzersiz de bakımın en önemli parçalarıdır. Hemşire, öncelikle
hastane ortamında, hastanın tedavi ve bakıma yanıtını izler. Sonraki izlemlerde
ise, önerileri evde bakıma yönelik olur.
Soru: Uyum nedir?
Bindokuzyüz yetmiş
yılında ilk kez uyum, hastaların gösterdiği aktüel davranış olarak tanımlandı. Fakat
Hayles ve Sackett uyum araştırmalarına 1970 yılından önce başlamıştı ve uyumu; bir
kişinin ilaçları kullanma ya da sağlık önerilerine uyma davranışı şeklinde tanımladılar.
Uyum sadece hastanın sorumluluğu olmayıp, hasta ve sağlık ekibi arasında etkileşimin
bir ürünü ya da sağlık bakım modelinde ortak katılım (multidisipliner) olarak meydana
gelmektedir.
Soru: KKY’liği olan bireylerin hastalıklarına uyum göstermemesi bireyi nasıl
etkiler?
KKY’nin morbiditesi
hem bireylerin yaşam kalitesini kötüleştirmekte hem de hastaneye başvuru sıklığını
artırarak maliyeti yükseltmektedir. Bu durum aynı zamanda hasta ve toplum içinde
büyük bir yük ve sıkıntı oluşturmaktadır. Morbiditenin yükselmesi ve hastaneye başvuruların
sıklığının en büyük nedeni, KKY olan bireyin hastalığının yönetimine uyum göstermemesidir.
Bu nedenle hemşire ve diğer sağlık bakım profesyonelleri uyumsuzluğun farkında olmalı
ve uyumsuzluğun nedenlerini, uyumun önemini, uyumu engelleyen durumları ve hastaya
yardımı hasta/ailesi ile tartışmalıdır (örn, ilaçların fiyatları, yan etkileri,
tedavinin karmaşıklığı vb.).
Soru: Bireysel uyumun yararı nedir?
KKY’nde başarılı
bir terapötik bakım planını uygulama; hastanın katılımına ve bakımda önerilen stratejilere
ve tedaviye uyuma bağlıdır. KKY nedeniyle hastaneye yeniden yatışların en büyük
sebebi ilaç ve diyet planına uyum azlığıdır. Hasta önerilen ilaçlara, diyete, aktivite
sınırlamasına uymazsa prognoz kötüleşebilir. Eğer KKY’nin kötüleşmesine neden olan
ilaca, diyet ve bireysel izleme uyumsuzluk gibi davranışsal faktörler düzeltilirse,
hastaneye yeniden yatışlar da önlenebilmektedir.
Soru: Hasta uyumunu geliştirmek için hemşire ne yapmalıdır?
Bireylerin hastalığını
anlaması, kendi bakımlarını planlaması için gerekli, aynı zamanda karar ve gelecek
planlarını yapmaları için prognoz hakkında doğru bilgi almaları büyük önem taşımaktadır.
Eğer birey hastalığı ve yönetimi hakkında yeterli bilgiye sahip değilse, uyumsuzluk
göstermektedir. Bu nedenle hasta uyumunu geliştirmek için;
· Eğitim toplantılarına hasta/ailesinin yanı sıra sağlık bakım ekibi de katılmalı,
· Verilen bilgiyi pekiştirmek için zaman verilerek, hasta soru sormaya teşvik edilmeli,
· Sağlık bakım ekibi; randevu tarihlerini, ilaçların kullanımını, diyet kısıtlamalarını
ve semptomlarını nasıl kayıt edeceği yazılı formlar halinde hastaya vermeli,
· Her izlemde yazılı kılavuzları anlayıp anlamadığı tekrar gözden geçirilmeli ve
uyum değerlendirilmeli,
· Hasta eğitiminde tartışılan konular, yazılı matbu halde hasta/ailesine verilmelidir.
Soru: Özellikle hastalar ev ortamında hastalığa daha fazla uyumsuzluk göstermektedir.
Bunun nedeni nedir?
Bu uyumsuzluğun nedenleri,
yapacaklarını anlamama, tıbbi tedaviyi izlemeyi unutma, birden fazla ilaç kullanma,
tedavinin yararına inanmama ve maliyettir. Özelikle ilaçlarının fiyatı, yan etkisi
ve tedavinin karışıklığı uyumsuzluğu artırmaktadır.
Soru: İnanç nedir ve hastalığa uyumu nasıl etkiler?
İnançlar; yaşanılan
toplumda yüzyıllardan beri benimsenen, kuşaktan kuşağa aktarılan, doğru ya da yanlış
denenmeden körü körüne kabul edilmiş geleneksel bilgilerdir (örn, hekimin önemine
inanmama). Olumsuz inançları olumlu yönde değiştirmenin kolay olmadığı, bununla
birlikte tutum ve davranışları etkileyen pek çok etkenin de olduğu unutulmamalıdır.
Eğer birey ve ailesi kardiyovasküler risk faktörleri hakkında duyarlılığı artarsa
risk azaltıcı davranışlar (sigarayı bırakma vb.) gösterebilir. Sonuçta bu koruyucu
davranışlarla kardiyovasküler hastalıklar azalır ve dolayısıyla kalp yetersizliğinin
morbiditesi de azalabilir. Aynı zamanda kalp yetersizliği olan bireyin, hastalığı
hakkında ki inancı algıladığı yarar ve engellere göre hastalık yönetimini olumlu
ya da olumsuz yönde etkileyecektir.
Soru: Sağlık İnanç Modeli Kardiyovasküler hastalıklarda kaç yılında kullanılmaya
başlanmış ve ne amaçla kullanılmıştır?
Özellikle Sağlık
İnanç Modeli kardiyovasküler hastalığı olan birey ve aileleri hastalıklarına karşı
duyarlılaştırmak için kullanılmıştır. Bu model, 1950 yılında Amerika’da sosyal psikologlar
tarafından geliştirilmiş ve kişiyi sağlığına ilişkin eylemleri yapmaya ya da yapmamaya
neyin motive ettiğini anlamaya yöneliktir. Aynı zamanda, bireyin olası önleyici
girişimleri, girişimlerin yararlarının ve engellerin algılanmasını da kapsamaktadır.
Bu model kullanılarak, hastalar hastalıklarına karşı duyarlı hale getirilerek, olumlu
davranış değişikliği yapabilmektedir.
Soru: Kronik kalp yetersizliği olan hastaların hastalık uyum ve inancını ölçen
ölçekler var mıdır?
Bennett ve arkadaşlarının
geliştirmiş olduğu, İlaca Uyum Hakkındaki İnançlar Ölçeği (İUHİÖ) ve Diyete Uyum
Hakkındaki İnançlar Ölçeği (DUHİÖ) ve Bireysel İzlem Hakkındaki İnançlar Ölçeğinin
(BİHİÖ) geçerlik ve güvenirliği KKY olan hastalarda, 2005 yılında Oğuz ve Enç tarafından
yapılmıştır. Ülkemizde ki kronik kalp yetersizliği olan hastalarda güvenle kullanılabileceği
saptanmıştır.
Soru: İlaca Uyum Hakkındaki İnançlar Ölçeği, Diyete Uyum Hakkındaki İnançlar
Ölçeği ve Bireysel İzlem Hakkındaki İnançlar Ölçeğinin KKY olan hastalarda kullanılması
hastalığa uyumu artırabilir mi?
Hastalığın yönetim
kapsamında olan ilaç alımı, diyet ve bireysel izlemi yaparken kişinin, yarar ve
engel davranışlarını ne kadar algıladığı, İUHİÖ, DUHİÖ ve BİHİÖ ile belirlenebilir.
KKY olan hastalara bakım veren sağlık profesyonelleri ve kardiyoloji hemşiresi tarafından,
bu ölçekler kullanılarak hastaların ilaç, diyet ve bireysel izleme uyumları artırılabilir.
Özellikle KKY olan hastaların hastalığının yönetiminde inandığı ve algıladığı engeller
yararlardan daha fazla ise, hastalıklarının yönetiminde o konuda uyumsuz olacaktır.
Bu nedenle hastanın inandığı ve algıladığı yararlar artırılmalıdır.

|