|
Kalp Yetersizliği Birliği
Yönetim Kurulu
Başkan:
Dr. Hakkı Kaya
Başkan Yardımcısı:
Dr. Selda Murat
Y.K. adına Koordinatör:
Dr. Ahmet Çelik
Üyeler
Dr. Anıl Şahin
Dr. Can Ramazan Öncel
Dr. İnci Tuğçe Çöllüoğlu
Dr. Nihan Kahya Eren
Dr. Sevgi Özcan
İleri Evre Kalp Yetersizliği, Kalp Nakli ve Mekanik Destek Sistemleri Alt Grubu
Üyeler:
Dr. Emre Demir
Dr. İbrahim Oğuz Karaca
Dr. Şeyda Günay Polatkan
Kardiyomiyopatiler Alt Grubu
Üyeler:
Dr. Cihan Öztürk
Dr. Seçkin Dereli
Dr. Senem Has Hasırcı
|
|
Geçmiş anket sonuçları
Bülten İstek Formu
|
  Quality of life in patients with heart failure: Ask the patients. Heart&Lung 2009; 38(2): 100-108
KY Bülteni - Kalp yetersizlikli hastaların yaşam kalitesi algılamaları (Dr. Serap ÖZER)Kalp yetersizlikli hastaların yaşam kalitesi algılamaları
Dr. Serap ÖZER | Kalp yetersizlikli hastaların yaşam kalitesi tanımlamaları ve algılamalarının incelendiği bu kalitatif çalışmada; hastalar yaşam kalitesini; 1)kendilerinin ve ailelerinin gereksinimlerini karşılamak için gerekli olan fiziksel ve sosyal aktiviteleri gerçekleştirme; 2)mutluluğu sürdürme; ve 3)diğer bireylerle olan ilişkilerin yeterli düzeyde olması olarak tanımlamışlardır. Hastalar yaşam kalitesini pozitif veya negatif olarak etkileyen çeşitli faktörler algılamışlardır. Bu faktörler; fiziksel (semptomlar, iyi veya kötü fiziksel durum), psikolojik (ruh hali ve pozitif veya negatif perspektif), ekonomik (mali durum), sosyal (sosyal destek ve sosyal aktiviteleri gerçekleştirme yeteneği), spiritual ve davranışsal (öz-bakım) faktörler olarak sınıflandırılmıştır. Kalp yetersizliğinin yaşam kalitesi üzerinde ciddi bir etkisi olduğunu algılayan hastalar çoğunlukla yaşam kalitelerini iyi olarak değerlendirmiştir. |
Giriş
İyi bir yaşam kalitesini sürdürme kronik, ilerleyici bir hastalıkla yaşayan hastaların
çoğunun daha uzun süre yaşaması için oldukça önemlidir. Kalp yetersizlikli bireyler
sağlıklı bireyler ve diğer kronik hastalığı olan bireyler ile kıyaslandığında önemli
derecede bozulmuş bir yaşam kalitesine sahiptirler. Yaşam kalitesi klinik bir durumun
ve tedavisinin hastanın günlük yaşamı üzerindeki çok boyutlu etkisini yansıtmaktadır.
Kalp yetersizlikli hastalar dispne, yorgunluk, ödem, uyku bozuklukları, depresyon
ve göğüs ağrısı gibi çeşitli fiziksel ve emosyonel semptomlar deneyimlemektedir.
Bu semptomlar hastaların günlük fiziksel ve sosyal aktivitelerini sınırlamakta ve
yaşam kalitesini bozmaktadır. Kötü/bozulmuş yaşam kalitesi ise hastaneye yatış ve
mortalite oranlarını arttırmaktadır. Bu yüzden kalp yetersizlikli hastalarda hastalığın
günlük yaşam üzerindeki etkisini belirlemek için yaşam kalitesinin uygun bir şekilde
değerlendirilmesi gerekmektedir. Yaşam kalitesi subjektif bir kavramdır ve sadece
objektif klinik veya fizyolojik durumu yansıtmamaktadır. Aynı zamanda hastaların
klinik bir durumun yaşamları üzerindeki etkisi konusundaki subjektif algılamalarını
da içermektedir. Benzer durumdaki bireyler yaygın olarak farklı yaşam kalitesi algılamalarına
sahiptir. Hekimlerin hastaların sağlık algılamaları konusundaki tahmini ile hastaların
kendi sağlık algılamalarının karşılaştırıldığı bir çalışmada; vakaların % 51’i farklı
görüşler bildirmiştir ve hastaların sağlık algılamalarının sağlık bakımının kullanımı
üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. Bazı araştırmacılar ise;
yaşam kalitesini hasta perspektifinden incelemişlerdir.
Bu çalışmanın amacı; kalp yetersizlikli hastaların yaşam kalitesi konusundaki algılamalarını
incelemektir.
Gereç-Yöntem
Bu kalitatif çalışmaya Orta Batıdaki bir şehirde yaşayan 20 kalp yetersizlikli hasta
(14 erkek 6 kadın) dahil edilmiştir. Kalp yetersizliği tanısı doğrulanan, NYHA sınıf
II ile IV olan ve İngilizce konuşabilen hastalar araştırma kapsamına alınırken;
ciddi psikiyatrik veya kognitif problemleri olan hastalar kapsam dışında bırakılmıştır.
Tanı tıbbi kayıtların gözden geçirilmesiyle doğrulanmıştır. Kurum etik izni alındıktan
sonra, hastalara amaç ve çalışma prosedürü açıklanmıştır. Ayrıca ses kaydına yönelik
olarak da yazılı onam alınmıştır.
Veri Toplama ve Analiz
Temel araştırmacı tüm hastalarla bireysel olarak görüşmüştür. Yarı yapılanmış görüşmeler
görüşme içeriğini standardize etmek için düzenlenmiş sorulardan oluşmuştur. Sorular;
kalp yetersizliğinin günlük yaşam üzerindeki etkisi, yaşam kalitesinin tanımı ve
bireysel değerlendirmesi, yaşam kalitesini etkileyen faktörler ile ilgili konulardan
oluşmuştur. Yarı yapılanmış görüşme soruları temel araştırmacı tarafından geliştirilmiş
ve iki uzman tarafından tekrar gözden geçirilerek revize edilmiştir. Bütün görüşmeler
özel bir odada gerçekleştirilmiştir (2005-2006 yılları arasında) ve ses kaydına
alınmıştır. Tüm görüşmeler hem temel araştırmacı tarafından hem de bir çeviri uzmanı
tarafından kelimesi kelimesine kayıt edilmiştir. Kayıt edilen ve ses kaydına alınan
görüşmeler iki araştırmacı tarafından dikkatlice karşılaştırılmıştır.
İçerik analizi kullanılarak temel araştırmacı tarafından analiz edilen kayıtlar
temaları belirlemek için tekrar okunmuştur. Bu veriler kodlanmış ve ortak kavramlar
temelinde isimlendirilmiştir. Kayıt edilen görüşmeler ve kodlama planı doğruluğu
arttırmak ve bireysel yanlılıkları azaltmak için diğer iki araştırmacı tarafından
ilk üç görüşmeden ayrı olarak tekrar değerlendirilmiştir. Herhangi bir anlaşmazlık
durumunda fikir birliği sağlanana kadar tartışılmıştır. Kodlama planı üzerinde araştırmacılar
fikir birliğine vardıktan sonra görüşmelerin geri kalan kısmının analizi temel araştırmacı
tarafından sürdürülmüştür. Kayıt edilen ve kodlanan görüşmeler aynı zamanda güvenilirliği
arttırmak için diğer iki araştırmacı tarafından kontrol edilmiştir. Kodlar bazı
kategoriler içerisinde gruplandırılmıştır. Demografik veriler bir demografik soru
formu kullanılarak toplanmıştır. Fonksiyonel durum ise; hasta görüşmesi sırasında
değerlendirilmiştir.
Bulgular
Örneklem Özellikleri
Araştırma kapsamına alınan hastaların 58 yaş ortalamasıyla, % 70’i erkek ve % 60’ı
evlidir. Hastaların çoğunluğunun komorbiditeleri bulunmaktadır (% 80: hipertansiyon,
% 45: atrial fibrilasyon, % 30: diabetes mellitus, % 20: böbrek hastalığı).
Hastaların Yaşam Kalitesi Tanımları
Hastaların yaşam kalitesi tanımları; 1) fiziksel ve sosyal aktiviteleri gerçekleştirme;
2) mutluluğu sürdürme ve 3) diğer bireylerle ilişki kurma şeklinde üç komponenti
içermiştir. Yaşam kalitesinin en yaygın tanımı “fiziksel ve sosyal aktiviteleri
gerçekleştirme yeteneği” olmuştur. Bu bağlamda bir hasta şöyle bir tanımlama yapmıştır;
“Yaşam kalitesi; büyük bir olasılıkla yapmam gereken; banyo, giyinme ve beslenme,
gereksinim duyduğum; ev işi ve alışveriş, ayrıca yapmak istediğim; arkadaşlarımı
ziyaret etme, alışverişe gitme gibi aktiviteleri iyi bir şekilde yapabilmem anlamına
gelmektedir”.
Bazı hastalar yaşam kalitesi tanımlamalarında daha çok mutluluk ve doyum gibi psikolojik
faktörler üzerine odaklanmış ve şu açıklamayı yapmıştır;
“Yaşam kalitesi zamanımın çoğunu mutlu olarak geçiriyor muyum?Yaşamımdan memnun
muyum? sorularına verdiğim yanıt anlamına gelmektedir”.
Bazı hastalar ise; aşağıdaki gibi daha kapsamlı bir yaşam kalitesi tanımlaması yapmıştır;
“Yaşam kalitesi huzurlu ve mutlu olmak, insanlarla yapmak istediğim şeyleri yapmaktır.
Sahip olduğumdan daha kaliteli bir yaşam sürmek ve ailemle yapmak istediğim her
şeyi yapabilmektir”.
Hastaların Yaşam Kalitesini Etkileyen Faktörler Konusundaki Algılamaları
Hastalar sağlık durumlarının, psikolojik faktörlerin, ekonomik durumun, sosyal faktörlerin,
spiritualitenin ve sağlıkla ilgili davranışların yaşam kalitelerini etkilediğine
inanmışlardır. Bu konudaki açıklamaları ise şu şekilde olmuştur;
Sağlık Durumu
“Yaşam kalitesinin günlük yaşamımı etkileyebilen nefes darlığı, göğüs ağrısı ve
diğer şikayetlerimin olmaması” olarak tanımlayabilirim. Nefes darlığımdan dolayı
yaşam kalitem çok bozuluyor. Çünkü herhangi bir şeyi yapacak enerjim olmuyor ve
aynı zamanda hangi oranda kalp yetersizliğimle direkt olarak ilgili olduğunu bilmiyorum
fakat sürekli bulantıyla savaşmak zorundayım”.
“İyi fiziksel durum, ideal kilo ve iyi bir beslenmenin yaşam kalitesi üzerinde etkili
olduğunu düşünüyorum. Eğer birkaç kilo verebilirsem kendimi daha iyi hissedebilirim.
Dinlenme ve gevşeme de etkili olabilir fakat bu konuda bir bilgim yok”.
Psikolojik Faktörler
“Vücudumdaki değişikliklerle baş edebilmek için iyi bir akıl gücü ve cesarete gerek
olduğunu düşünüyorum. Yaşam kalitesini geliştirmede aile, ev veya toplumla ilgili
stresli durumların engel oluşturabileceğini tahmin ediyorum”.
“Problemlerimi ve mutsuzluklarımı ayıplamıyorum. Benim amaçlarım var ve ben onlara
ulaşmak için çalışıyorum”.
Ekonomik Durum
“Sosyal güvenlik kurumum iflas etti ve ben emekli maaşımı alamıyorum. Evim yandı.
Yaşam kalitem nasıl etkilenmesin”.
“İlaçlarımı alacak param olmadığında ….. öğrenmek zorundayım. Oğullarım bana yardım
ediyor ama çok zorlanıyorum”.
Sosyal Faktörler
“Bana en yardımcı olan şey evimin temizliğini yapan birinin olmasıdır çünkü evimin
temizliği fiziksel yük oluşturuyor, fakat bana yaşayabileceğim daha güzel ve hoş
bir çevre sağlıyor”.
“Arkadaşlarım yanımda olduğunda dışarıya çıkma ve bir şeyler yapma olanağım oluyor”.
Spiritualite
“Dua etmek yaşam kalitesini geliştirmek için en önemli şeylerden birisidir”.
Sağlıkla İlgili Davranışlar
“İlaç alma, egzersiz, tuzdan uzak durma, az ve daha iyi yiyecekler yeme, kilo takibi
konusunda ve semptomlarım olduğunda doktorumu aramam gerekiyor”.
Sağlıkla İlgili Yaşam Kalitesinin Değerlendirilmesi
Hastaların çoğunluğu günlük yaşamdaki bazı kısıtlamalara karşın yaşam kalitelerini
çok iyi veya iyi olarak değerlendirmiştir. Bu konudaki ifadeleri de şu şekilde olmuştur;
“Hastaneye ve bazı yerlere gittiğimde daha kötü durumdaki insanları görüyorum ve
ben kendime iyi bakabiliyorum diyorum. Bu da yaşam kalitemin iyi olduğunu gösteriyor”.
Bununla beraber bazı hastalar yaşam kalitesini günlük aktivitelerdeki kısıtlamalar
nedeniyle “ben çok aktif bir insandım ama şimdi vücudum yatmama bile izin vermiyor”
şeklinde negatif olarak değerlendirmiştir.
Tartışma
Hastaların algılamaları yaşam kalitesinin subjektif ve çok boyutlu doğasını göstermiştir.
Hastalar yaşam kalitelerini etkileyen çok sayıda faktör olduğunu belirtmiştir. Bu
faktörlerin bazılarının (fiziksel semptomlar gibi) yaşam kalitesini bozduğu çok
iyi bilinmektedir, fakat literatürde ekonomik durum, sosyal ve spiritual faktörlerin
ve öz bakım davranışlarının yaşam kalitesini yoğun bir şekilde etkilemediği görülmektedir.
Hastaların yaşam kalitelerini bireysel olarak değerlendirmeleri sıklıkla kendi yaşam
kalitesi tanımları ile yaşam kalitesini etkileyen faktörlerin ters düştüğünü göstermektedir.
Yaşam kalitesi veya kalp yetersizliği araştırmalarında kullanılan sağlıkla ilgili
yaşam kalitesi tanımlarının çoğu yaşam kalitesinin subjektif doğasını yansıtmaktadır.
Alla ve ark yaşam kalitesini “Hastalığın sadece fiziksel ve fonksiyonel boyutlarını
değil aynı zamanda psikolojik ve sosyal boyutlarını bütünleştiren, hastanın kendi
sağlık algılaması üzerine temellenen çok boyutlu bir kavram” olarak tanımlamıştır.
Scott ise; “bir hastalığın genel etkisinin ve tedavisinin bireyin fiziksel, psikolojik
ve sosyal iyilik hali üzerine etkisi” şeklinde bir tanımlama yapmıştır. Bu çalışmada
hastalar tarafından yapılan yaşam kalitesi tanımlamaları önceki araştırmalardaki
tanımlamalarla benzerdir.
Yapılan çalışmalarda günlük yaşamla ilgili fiziksel yeterlilik yaşam kalitesinin
en önemli komponenti olarak gösterilmiştir. Kalp yetersizlikli hastalarda bu fiziksel
yeterlilik klinik durum ile yakından ilişkilidir çünkü kalp yetersizlikli hastaların
çoğunluğu günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirme yeteneklerini kısıtlayan dispne
ve yorgunluk gibi semptomlar yaşamaktadır. Kalp yetersizlikli hastaların % 80’inden
fazlası belirtilen semptomları sıklıkla yaşamaktadır ve semptom yükü yaşam kalitesini
olumsuz olarak etkilemektedir. Semptomların kötüleşmesi tekrar hastaneye yatış oranlarını
arttırmaktadır.
Hastaların psikososyal durumunun kötü olması da yaşam kalitesini negatif olarak
etkilemektedir. Kalp yetersizlikli hastaların % 30-40’ında depresyon gibi emosyonel
sorunlar bulunmaktadır. Yapılan çalışmalarda depresyonun yaşam kalitesi üzerinde
negatif etkisi olduğu gösterilmiştir. Bu yüzden klinisyenlerin ve araştırmacıların
çeşitli ölçekleri kullanarak fiziksel ve emosyonel semptomların hastaların yaşamları
üzerindeki etkisini belirlemeleri gerekmektedir. Bu amaçla; Dispne-Yorgunluk İndeksi,
Memorial Semptom Tanılama Ölçeği-Kalp Yetersizliği Formu, Beck Depresyon Envanteri
II veya Sağlık Tanılama Anketi-9 kullanılabilmektedir.
Bir çalışmada kalp yetersizliğinin mali durum üzerindeki olumsuz etkisi gösterilmiştir
çünkü hastalık iş kaybı ve tıbbi harcamaları arttırmaktadır ve mali sıkıntılar yaşam
kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Bu sonuç sol ventrikül disfonksiyonlu
hastalar üzerinde yapılan bir çalışmanın sonuçlarıyla tutarlıdır. Düşük gelir düzeyi
kalp yetersizlikli hastalarda hastaneye yatış oranlarının yüksek olmasıyla ilişkilidir.
Kalp yetersizlikli hastalarda pozitif ruh halinin ve spiritual gereksinimlerin yaşam
kalitesi üzerindeki etkisini değerlendiren çalışmalar bulunmamaktadır. Literatürde
bu konuda kanserli hastalar üzerinde yapılan çalışmalara rastlanmaktadır. Bu çalışmaların
sonuçlarına göre, kanserli hastalar arasında spiritualitenin yaşam kalitesiyle ilgili
olduğu belirlenmiştir. Kalp yetersizliğinde spiritualitenin global yaşam kalitesinin
% 24’ünü oluşturduğu belirtilmektedir. Bu yüzden gelecekte kalp yetersizlikli hastalarda
bu konu ile ilgili çalışmaların yapılması gerekmektedir.
Hastaların yaşam kalitelerini geliştirebildiği için mutlaka öz bakım davranışlarının
gözlenmesi gereklidir. Tedavi rejimine uyum kalp yetersizlikli ve transplantasyon
yapılan hastalarda yaşam kalitesiyle ilişkilidir. Öz bakım davranışları semptom
durumunu etkilediğinde yaşam kalitesini de etkileyebilmektedir. Bu bağlamda her
bir öz bakım davranışının ayrı yada kombine olarak etkisinin çalışmalarla değerlendirilmesi
önem taşımaktadır.
Hastaların yaklaşık olarak yarısının bazı kısıtlamalara karşın yaşam kalitelerini
çok iyi veya iyi olarak değerlendirmesi pozitif bakış açısı ve bireysel beklentilerin
değişmesiyle açıklanabilmektedir.
Sonuçlar
Yaşam kalitesi çeşitli faktörlerden etkilenen çok boyutlu subjektif bir kavramdır.
Hastaların yaşam kalitesi tanımlamaları sadece kalp yetersizliği semptomları ve
semptomlar nedeniyle günlük yaşamdaki kısıtlamaları yansıtmamakta aynı zamanda psikolojik
durumu yansıtmaktadır. Hastaların yaşam kaliteleri negatif fiziksel, psikolojik,
sosyal ve ekonomik durumla birlikte pozitif fiziksel, psikolojik, sosyal durum ve
davranışlardan etkilenmektedir. Hastaların bireysel yaşam kalitesi değerlendirmeleri
değişen klinik durumu ve pozitif bakış açısını algıladıklarını göstermektedir.
Yorum
Günümüzde teknolojik gelişmelere paralel olarak; tıbbi tanı, tedavi ve korunma yöntemlerindeki
gelişmeler, insanların sağlık bakım gereksinimlerindeki değişiklikler, kronik hastaların
ve hastane bakımını gerektiren bireylerin sayısındaki artışlar, artan sağlık harcamalarının
birey ve ülke ekonomisine getirdiği zorluklar, sağlık bakımının bireylerin yaşam
kalitesini arttırma amaç ve bakış açısıyla sunulmasını zorunlu kılmıştır.
Bilindiği gibi kronik bir hastalığın ortaya çıkardığı sosyal, fiziksel, duygusal,
ekonomik zorluklar hasta ve ailesinin uyumunu güçleştirmekte ve yaşam kalitesini
azaltmaktadır.
Diğer kronik hastalıklarla karşılaştırıldığında, kalp yetersizliğinin yaşam
kalitesi üzerinde en fazla olumsuz etkiye sahip bozukluk olduğu görülmektedir. Hastaların
cinsel aktivitelerine varana kadar birçok aktivitesinin kısıtlandığı yapılan çalışmaların
sonuçlarında gösterilmiştir. Bugün kalp yetersizliği zayıf bir prognoza sahip olduğu
için majör bir klinik ve sağlık bakım problemi olarak düşünülmelidir.
Kalp yetersizliğinin başarılı bir şekilde yönetimi sıklıkla hastalar ve ailelerinin
yaşam şekli değişikliklerine uyumunu gerektirmektedir. İlaçla tedavi hastaların
günde iki veya daha fazla kez kullanmaları gereken ilaçları içerebilir. Diyet ve
günlük yaşam aktiviteleri hastaların arzu ettikleri, gelenekleri ve kültürel yapıları
ile çatışmalar yaratabilecek değişiklikler gerektirebilir. Kalp yetersizliği semptomları
izlenmeli ve uygun tedavi sağlanmalı böylece hastaneye yatmayı gerektirecek ciddi
ilerlemeler önlenmelidir. Hastalar yeni kısıtlamalarla, sınırlılıklarla yaşama fikrine
ve sorumluluğuna psikolojik olarak uyum sağlamalıdır. Bu önlem ve gerekliliklerden
herhangi birini başarmada yetersizlik yaşam kalitesinde düşmeye, gereksiz hastane
yatışlarına ve erken ölümlere yol açmaktadır. Bu yüzden önemli bir hedef olarak
bu hastalarda yaşam kalitesini yükselten ve semptomları düzelten non-farmakolojik
girişimlerin geliştirilmesi gerekmektedir.
Bu çalışmada da belirtildiği üzere; yaşam kalitesi subjektif bir kavramdır. Dolayısıyla
hastaların subjektif deneyimlerini de kapsayacak şekilde değerlendirilmesi ve hastalık
ile ilişkisinin iyi belirlenmesi oldukça önemlidir.
Kalp yetersizliği için hastalığa özgü bir takım ölçümler geliştirilmiştir. Bu ölçümlerden
en çok kullanılanları; Minnesota Kalp Yetersizliği İle Yaşam Anketi (Minnesota Living
With Heart Failure Questionnaire), SF-36 ve Sol Ventrikül Disfonksiyonu Anketi (Left
Ventricular Dysfunction Questionnaire (LVD-36))’dir. Hem genel hem de spesifik ölçümlerin
kalp yetersizliğindeki klinik çalışmalarda kullanımı artmıştır ve kalp yetersizlikli
hastalarda yaşam kalitesi ve yaşam kalitesini etkileyen faktörler konusunda pek
çok çalışma yapılmıştır. Fakat yaşam kalitesini hasta perspektifinden inceleyen
çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Bu nedenle bu çalışmanın sonuçları büyük değer
taşımaktadır.
Çalışmanın kalitatif özellik taşıması da ayrıca bir önem arz etmektedir. Çünkü kalitatif
çalışmalar son yıllarda hemşirelik literatüründe sıkça karşılaşılan çalışmalardır.
Hastaların sağlık durumlarını algılamalarını hemşirelik perspektifinden tanımlamayı
amaçlayan kalitatif çalışmalar fenomenolojik yaklaşımı benimsemektedir. Son olarak;
araştırmaya katılan hastaların ifadelerinden de anlaşılacağı gibi hastalar fiziksel
ve psikososyal birtakım kısıtlamalara maruz kalmaktadır. Bu nedenle biz hemşireler
olarak hastalarda iyi bir semptom yönetimi sağlamalı, hastaların kendilerini daha
yeterli, verimli ve huzurlu hissetmeleri için psikolojik danışmanlık hizmetleri
vermeli, sosyal destek grupları oluşturarak bu gruplara katılım konusunda hastaları
cesaretlendirmeli, sosyal aktivitelere sınırlılıklar ölçüsünde katılım sağlamalı,
bireye özgü eğitim programları hazırlamalı, eğitimin etkililiğini değerlendirmeli,
farklı uzmanlık alanlarındaki bilgilerin aktarımı için disiplinler arası işbirliği
ve ekip yaklaşımını sağlamalı, yaşam kalitesi ile ilgili hemşirelik araştırmalarını
arttırmalı, kalp yetersizliğinde yaşam kalitesi ve yaşam kalitesini etkileyen faktörler
konusunda bilgilenmeli, bu bilgileri hemşirelik uygulamalarına yansıtmalı ve hastaların
yaşam kalitelerini düzenli olarak değerlendirmeliyiz.

|