![]() |
Kalp Yetersizliği Elektronik Haber Bülteni Yıl: 1 Sayı: 7 / 2009 |
Geçmiş anket sonuçları Bülten İstek Formu |
Effect of invasive coronary revascularization in acute myocardial infarction on subsequent death rate and frequency of chronic heart failure. Am J Cardiol 2008;102:1-5 Doç. Dr. Enver Atalar
Hastaneye yatışları sırasında girişimsel koroner revaskülarizasyon uygulanan AMI
hastalarında tekrarlayan koroner olaylarda uzun dönemde azalma olduğu birkaç çalışma1-4
ile gösterilmesine karşın bu çalışmaların hiçbiri bu hastalarda koroner revaskülarizasyonun
sonrasında kalp yetmezliği (KY) riskini değiştirip değiştirmediğini incelememiştir.
Yayınlanan araştırmalarda kısa dönem AMI mortalitesinde gelişmelerin gelecekte KY
vakalarında artışla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı konusunda tartışmalar vardır. 2
gözlemsel çalışmada trombolitikler ile tedavi edilen AMI hastalarında trombolitik
almayanlara göre daha az KY hızları bildirilmiş olmasına 5,6 ve Global
Registry of Acute Coronary Events (GRACE) araştırmacıları son zamanlarda ST elevasyonlu
AMI sonrası hastane içi KY insidansının 1999 ile 2006 arasında (koroner revaskülarizasyon
sıklığının neredeyse ikiye katlandığı bir zaman periyodu) yarıya indiğini bildirmelerine7
rağmen AMI sonrası girişimsel koroner revaskülarizasyon yapılanlarda uzun dönemde
KY gelişme hızlarını bildiren herhangi bir çalışmadan haberdar değiliz. Bu çalışmada
invaziv koroner revaskülarizasyonun kısa ve orta dönemde KY insidansı ile ilişkili
olup olmadığını inceledik. Çalışma yıllarındaki (Nisan 1994-Mart 1999) en güvenilir AMI tanıları (International Classification of Disease, dokuzuncu revizyon, klinik modifikasyon [ICD-9-CM] kod 410)9 olan tüm hastane taburculukları ortaya çıkarıldı. (1) Alberta’da oturmayanlar, (2) akut bakım kuruluşlarına alınmayanlar, (3) 20 yaşından küçük olanlar, (4) hastane içi komplikasyon olarak AMI olanlar, (5) 2 günden kısa süre hastaneye yatanlar, (6) AMI öncesi 2 yıl süre içerisinde AMI, KY, koroner arter bypass cerrahisi veya perkütan koroner girişimi olanlar çalışma dışında tutulmuştur. İlk kez AMI nedeniyle hastaneye yatışları sırasında sağlık servislerinin kullanımı epikrizler ve Canadian Classification of Procedures’e dayanan Physician Claims Health Services Codes kullanılarak kodlanmıştır10. Kohortumuzdaki hastaları ilk kez AMI hastaneye yatışları sonrası en az 1 yıl takip süreci sağlayacak şekilde indeks AMI hastaneye yatış zamanından çalışma süresi sonuna (31 Mart 2000) kadar izledik. KY sonuçlarını tanımlamak için ICD-9-CM’de 428.x, 398.91, 402.x1, 404.1-404.9, 514.x, 518.4 ve 425.9 olarak kodlanan en güvenilir tanı sahasındaki hastane taburculukları ortaya çıkardık11. Alberta’dan taşınan veya ölen hastalar çalışmadan çıkarıldı. Hastane içi ölümleri epikrizler ile, hastane dışı ölümleri Alberta Vital Statistics ile ortaya çıkardık. Hastane taburculuk verilerinde 15 ilave tanı sahası ve 10 işlem sahasını kullanarak demografik verileri (yaş, cinsiyet, metropolitan veya nonmetropolitan ikamet bölgeleri), sol ventrikül duvarındaki AMI lokasyonunu ve önceden onaylanan AMI mortalite öngörü kuralları içerisinde tanımlanan klinik ko-morbiditeleri belirledik.12,13 Kanada idari verileri başvuru sırasında mevcut olan tanılardan dolayı olan hastane içi komplikasyonları ayıran her tanı için tanı tipi belirteci içerdiğinden, KY’nin AMI nedeniyle başvuru sonrasında mı olduğu, yoksa önceden mevcut olan durumla mı ilişkili olduğunu saptayabildik. İkili değişkenleri karşılaştırmak için ki-kare testi kullanılırken, indeks AMI hastaneye yatışları sırasında girişimsel koroner revaskülarizasyon uygulanan veya uygulanmayan hastalar arasında ve KY olan ve olmayan hastalar arasında sürekli değişkenleri karşılaştırmak için Sudent’s t testi kullanıldı. Tablo 1’de belirtilen demografik, klinik ve sistem eşdeğişken faktörleri ve ayrıca
ilk kez AMI nedeniyle hastaneye yatışları sırasında kardiyak kateterizasyon alma
eğilimi için düzeltmelerden sonra, çalışma periyodu boyunca (1 Nisan 1994-31 Mart
2000) (1) yeni kalp yetmezliği tanısı ve (2) kalp yetmezliği veya ölüm için kümülatif
tehlike oranlarının (hazard ratio) belirlenmesinde Cox orantılı tehlike regresyonları
kullanıldı. Analizlerde eğilim skorunun dahil edilmesinin tahmin noktasını < %1 ile değiştirmesi ve
güvenlik aralığı genişliğine etkisinin olmaması nedeniyle eğilim skoru olmadan
yapılan modelleri sunuyoruz.
Böylece, kohortumuz 13472 hastadan (ortalama yaş 65±13, %70 erkek); kardiyak
kateterizasyon yapılan 4502 (%33) kişi, indeks AMI hospitalizasyonları sırasında
girişimsel koroner revaskülarizasyon yapılan 3278 (%24) kişi (2757 hastada
perkütan koroner girişim, 521 hastada koroner arter bypass cerrahisi)
oluşmuştur. İlk kez AMI nedeniyle hastaneye yatışları sırasında girişimsel
koroner revaskülarizasyon yapılan hastalar daha genç, daha çok metropolitan
bölgelerden ve erkek olma eğiliminde, kardiyak kateterizasyon laboratuarı olan
hastanelerde tedavi edilen, daha çok anterior AMI olan, daha uzun hastanede
kalma süresi olan ve daha az komorbiditesi olan hastalardı (Tablo 1).
İlk kez AMI nedeniyle hastaneye yatırılanlardan girişimsel koroner revaskülarizasyon yapılanlarda, hastanede yatışları sırasında ölüm sıklığı (3278’in 171’ine [%5] karşı 10194’ün 1688’i [%17], p<0.0001) ve kalp yetmezliği gelişme sıklığı (3278’in 571’ine [%17] karşı 10194’ün 2422’si [%24], p<0.0001), taburcu da kalp yetmezliği gelişimi (3278’in 144’üne [%4] karşı 10194’ün 754’ü [%7], p<0.0001) daha az olarak görülmüştür. (Şekil 1). Bu ilişki kovaryasyon düzenlemesi sonrasında da devam etmiştir (kalp yetmezliği için, tehlike oranı (hazard ratio) 0.68, %95 güvenlik aralığı 0.56-0.81; ölüm veya kalp yetmezliği için, tehlike oranı 0.60, %95 güvenlik aralığı 0.51-0.70). Girişimsel koroner revaskülarizasyon ve azalmış KY insidansı arasındaki ilişki, ilk kez hastaneye yatışları sırasında ölen veya kalp yetmezliği gelişen hastalar dışlandığında da devam etmiştir (düzeltilmiş HR 0.70, %95 CI 0.58-0.84).
Çalışmamız AMI sonrası kalp yetmezliğinin sıklığı ve belirleyicileri konusundaki diğer gözlemsel çalışmalardaki bulguları doğrulamaktadır. Örneğin GRACE ve Second National Registry of Myokardial Infarction (NRMI-2), AMI sonrası hastane içi KY sıklığının yaklaşık %20 olduğunu bildirmektedir.7,14 Ayrıca, diğer çalışmalara benzer şekilde AMI sonrası hayatta kalanlarda kalp yetmezliğinin daha yaşlı; daha çok kadın; daha çok anterior MI geçiren; beraberinde diyabet, kronik böbrek hastalığı veya hipertansiyon gibi ek sorunları olan; AMI sırasında şok, pulmoner ödem, disritmi olan hastalarda ortaya çıkma eğiliminde olduğunu saptadık.14-20 Ayrıca diğer tüm değişkenlerin (revaskülarizasyon dahil) ayarlanmasının sonrasında da metropolitan bölgelerden olmayan AMI hastalarının KY için daha yüksek risk taşıdığını bulduk. Bulgularımız ne anlama gelmektedir ? İlk olarak ve en önemlisi, inanıyoruz ki çalışmamız AMI’da mortalite azaltıcı girişimlerin daha yaygın kullanımının otomatik olarak artmış KY epidemisine öncülük edeceği konusundaki tartışmalara karşı gelmektedir. İkincisi, AMI periyodunda çabuk müdahalede revaskülarizasyon seçenekleri konusunda karar vermede sonraki KY için potansiyel riskin düşünülmesinde çalışmamızın uyarıcı olduğuna inanıyoruz. Bugünkü kılavuzlar kardiyak kateterizasyon ve revaskülarizasyonun rutin olarak rekürren iskemi riski yüksek olan hastalarda kullanılması gerektiğini önermesine21 karşın belki de KY riski yüksek olan hastalarda da revaskülarizasyonun göz önüne alınması gerekir (Tablo 3’te listelenen değişkenlerle gösterildiği üzere). Dahası, çalışmamız hastaneden çıktıktan sonra KY gelişme sıklığını aydınlatmaktadır; önceki çalışmalar sadece AMI komplikasyonu olarak hastane içi KY üzerine odaklanmıştır. AMI ile ilgili gelecekteki araştırma ve kohort çalışmalarının sonuçları değerlendirilirken sonradan gelişen kalp yetmezliğini de içermeleri gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca AMI tedavi seçeneklerinin maliyet-fayda analizleri KY maliyetini (ve potansiyel olarak önlenmesini) de kapsamalıdır. Nisbeten uzun periyotta, sonrasındaki vizit ve hospitalizasyonlarında %100 yakalama ile izlenen, tanımlanan coğrafi bölgede ilk kez AMI tanısı alan tüm erişkinleri içeren büyük, temsil gücü olan toplum tabanlı örnek üzerinde çalışmamıza rağmen ve analizlerimizde AMI hastalarında sonucu etkilediği bilinen tüm eş değişkenler ayarlanmasına rağmen çalışmamızda bazı kısıtlılıklar vardı. İlk olarak, idari verileri kullandık ve ejeksiyon fraksiyonları, koroner arter stenozunun ciddiyeti veya kardiyak belirteçler üzerine veriler elde edilemedi. Buna rağmen kullandığımız veritabanları kardiyovasküler tanı ve işlemsel kodlarda yüksek derecede geçerli ve eksiksiz özellik göstermektedir8. KY ve AMI için kullandığımız ICD-9-CM kodlarının chart audit data ile karşılaştırıldığında yüksek derecede isabetli olduğu daha önceden gösterilmiştir9,11,22. AMI ağırlığı, AMI lokasyonu ve komorbiditeler için ayarlamalar yapmak için benzer idari veri setlerinden elde edilen önceden geçerliliği gösterilmiş olan risk öngörü modellerini kullandık.12,13 İkinci olarak medikal tedavi ve tromboliz üzerine verilere sahip değildik, ancak bu durum girişimsel revaskülarizasyonun yararlarını gerçeğinden daha az olarak değerlendirmemize yol açabilecekti, çünkü tromboliz yoluyla medikal revaskülarizasyon yapılan hastalar girişimsel revaskülarizasyon almayan kontrol grubumuza dahil olacaktı. Revaskülarizasyon yapılan veya yapılmayan hastalarda medikasyonların uygulanması ve farklı kullanımların bulgularımız üzerine etkisi konusunda diğer veri setleriyle yapılacak çalışmalar planlanmıştır. Üçüncü olarak, ilk kez AMI nedeniyle hastaneye yatışları sırasında yapılıp yapılmadığını bilmemizin ötesinde, yapılan koroner revaskülarizasyonun tam olarak zamanlaması konusunda veriye sahip değiliz. Son olarak hiçbir gözlemsel çalışma endikasyonca şaşırtıcı olması nedeniyle (örneğin daha kötü hastalar daha az girişim yapılma eğiliminde) girişimin yararlı olduğu şeklinde görülmesi ihtimalini dışlayamamasına karşın, bu potansiyeli en aza indirmek için özenli multivaryant regresyon analizleri kullandık23. Gerçekten, Alberta’da invaziv koroner revaskülarizasyon alanlarda gözlemlediğimiz mortalite ve kalp yetmezliğinde azalmanın büyüklüğü enstrumental-değişken analitik yaklaşımın kullanıldığı diğer 3 Kanada eyaletinden gelen verilerin analizinde yakın dönemde bildirilenlerle benzer şekildedir.24 Ne olursa olsun çalışmamız girişimsel koroner revaskülarizasyonun kalp yetmezliğini önlediği üzerine kanıt olarak yorumlanmamalıdır; bunu tespit etmek için randomize kontrollü çalışma gereklidir. Ancak çalışmamız, mortaliteyi azaltan AMI tedavilerinin otomatik olarak KY epidemisinde artışla sonuçlanacağı şeklindeki tartışmalara karşıt görüş sağlamaktadır. |
2008 - 2025 © Bu sitenin tüm hakları Türk Kardiyoloji Derneğine aittir. |